ÇAĞLA ÇAĞLAR x ART UNLIMITED

Sinemayla hem iç içe hem de çok seviyor oluşum beni bu kurgusallığa itti. Resimlerde de sade ve kurgulu kompozisyonlar hoşuma gidiyor. İletişimi insan üzerinden aktardığım için de bu kurgu beni zorlamıyor. Çünkü hemen hemen herkesin içinde bulunabileceği duygu durumları veya olayları kurguluyorum. Bu da eseri şahsi bir kompozisyondan çıkarıyor.

Sanatsal yolculuğunuzdan bahsederek başlayalım. Eğitiminizi dede mesleği olan fotoğraf üzerine aldınız. Lise eğitiminden sonra bu alanda hem akademik eğitimine devam ettiniz ve yaklaşık 10 sene dizi, film ve reklam setlerinde reji olarak çalışmıştınız. Tiyatro oyunları için afiş ve teaser çekimlerinin yanı sıra birçok sanatçının video kliplerini, sanatçılarla iş birliği kurarak yapıt videoları da çektiniz. Peki ne zaman buna sanat demeye başladınız ya da sizin için kırılma noktaları var mıydı?

Aslında buna sanat demek çok da benim inisiyatifimde gibi durmuyor. Kendinizi konumlandırdığınız yerlere gereken özeni ve çabayı gösterdiğiniz noktada o bir “iş” olmuş oluyor ama konumlandırdığınız nokta ideallerinizi ve duygularınızı barındırdığı raddede sanata dönüşüyor. Yaptıklarımı bir maddi beklenti olmadan saf duygu geçişi olarak tanımladığımı anladığım an benim için “sanat” olmaya başladı sanırım.

 

Yerel kültürünüz ve çevreniz sanatsal çalışmalarınızı nasıl etkiliyor? Sanatınızda kullandığınız malzeme ve teknikler bu etkileşim ağında bir yankı buluyor mu?

Yerel kültürüm çalışmalarımda çok fazla yer kaplamasa da zaman zaman ondan faydalandığım oluyor. Çevremle geçirdiğim zaman, hayal gücü, izlediğim filmler ve dinlediğim müzikler benim üretimimi daha canlı kılıyor diyebilirim. Aslında insanları bulunduğu coğrafyadan bağımsız düşündürmek hoşuma gidiyor. Belirgin bir lokasyon yaratmaktan çok “Burası neresi?” dedirtmek daha hoşuma gidiyor.

 

Çalışmalarınızın tümünde kurgusallık ön planda. Kurgusal yapıyı sinematografik bir anlatım dili ile somutlaştırıyorsunuz. Aslında geçmişinize bakılırsa bunun sizin için doğal olduğu söylenebilir. Kurgu oluşturmak sizin için neleri ifade ediyor ve kurgu üzerinden iletişim kurarken kendinize oluşturduğunuz kodlarınız var mı?

Sinemayla hem iç içe hem de çok seviyor oluşum beni bu kurgusallığa itti. Resimlerde de sade ve kurgulu kompozisyonlar hoşuma gidiyor. İletişimi insan üzerinden aktardığım için de bu kurgu beni zorlamıyor. Çünkü hemen hemen herkesin içinde bulunabileceği duygu durumları veya olayları kurguluyorum. Bu da eseri şahsi bir kompozisyondan çıkarıyor. Sadece çoğu durumu kendi hayal dünyamla kadrajlandırıyor ve renklendiriyorum. En çok takıldığım nokta ise renk oluyor. Çünkü renklerin yumuşak ve sinematik olmasına çok dikkat ediyorum. Fotoğrafların verdiği hissin bir sinema filminden kare gibi olması beni tatmin ediyor. Böyle duygularımı daha iyi aktardığımı düşünüyorum.

 

Mamut Limitedta gördüğümüz Ziyaretçi serisini oluşturan fotoğraflar aslında daha önce gördüğümüz başka bir serinin devamı. Ya da öncesi mi demeliyiz? Bu eserlerin ortaya çıkış süreçlerinden bahsedebilir misiniz?

Ziyaretçi de Ziyaret de yine insan ve yaşadıkları temalı bir seri. İlk seri çok da parlak dönemler yaşamadığım bi süreçte çıktı, fotoğraflara da bakınca anlaşılacağı üzere. İçsel bir ölümü veya tükenmeyi somut bir ölümle bağdaştırmak istedim. İkinci seride bunun nasıl yaşandığını göstermek istedim. İki seride de kişinin aynı oluşu aslında bize birçok cevap veriyor. Yaşadığımız çoğu şeyi kendimiz yapıyor, kendi kendimizi bu sürece bazen bilerek bazen de farkında olmadan sokuyoruz. Bu paradoksu kendimce en iyi anlattığım seri oldu açıkçası Ziyaret ve Ziyaretçi.

 

İşlerinde içsel yolculuğu, duygu durumlarını insan bedeni üzerinden işliyorsunuz. İnsan bedenini üretiminize katmanın sizde nasıl bir açılımı var? Kendi bedeninizi de kullanıyor musunuz?

Kendime ait olan ve etrafımda bulunan duygularla çok vakit geçiren biriyim. Bütün hayatımı duygularımla karar vererek inşa ettim diyebilirim. Mantığı sevsem de uygulamaya koymada zorlanıyorum. Dolayısıyla insanları ve iç dünyalarını tanımak, beni bunları somutlaştırmaya yönlendiriyor. Somutlaştırırken de insan bedeni kullanmayı daha doğru bir aktarım biçimi olarak görüyorum. Çünkü o duyguyu en net verebilecek şey de yine insan bedeni.

Kendimi fotoğraflarımda kullanmıyorum çünkü nasıl sinemada doğru oyuncu büyük önem taşıyorsa fotoğrafta da doğru modelin büyük önemi var. Ben duygu aktarımı konusunda kamera arkasında daha iyi olduğumu düşünüyorum. (Gülüyor.)

 

Sizin için başarılı bir yapıt üretmek kişisel tatminle mi yoksa sanat dünyasından takdir görmekle mi ilgilidir? Neden?

Kesinlikle kişisel tatmin benim için daha önemli. Çünkü üretirken insanlar beğenir mi korkusuyla üretmiyorum. Ben kendimi ne kadar iyi ifade edebilirsem zaten o derecede iyi bir geriş dönüş alacağımı biliyorum. Takdir beklentisiyle yapılan üretimlerin de sanatçının ufkunu daralttığını düşünüyorum. Sonuçta müşteri odaklı bir şey yapmıyoruz. Sanatçının sanat yapabilmesi için kendi istekleri ve hisleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.

 

Sergi de bir de video var. Adıyla müsenna. Biraz bahsedebilir misiniz? Videoda istediğiniz sonuçları elde etmek için sanatsal ve teknik yönlerini nasıl dengeliyorsunuz?

Yaz Uykusu aslında kafamda aylarca kurguladığım bir video değildi. Mekân, ben gibi kurgu çekenler için aşırı önem taşıyor. Her zaman da içimizdekileri doğru gösterebileceğimiz yerler bulamıyoruz. Burayı da şans eseri buldum. Koşuşturma ve karmaşıklar içindeki dinginliği anlatabileceğim en uygun yer burasıydı. Çoğu insanın kaçışlarını ve huzur arama isteğini böylesine gürültüden uzak, eşyalar olmasa da bir ev görüntüsü olan bir yerde çekmek videoya doğru hissiyatı verdirdi.

Tekniği mümkün olduğunca insanlara düşündürmeyecek şekilde çekimler yapmak istiyorum. Bu bir kamerayla, telefonla ya da herhangi bir cihazla çekilmiş olabilir. Hiçbir önemi yok. Bu tür üretimler için gereği de yok. Doğru bir kompozisyon her şeyden önemli. Gerisi sadece bir araç konumuna geliyor.

s

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labo.

No products in the cart.